Önceki
  • Experimental GT

    Vizyon

    Şasi ve motor bileşenlerinin testi için geliştirilen bu yüksek performanslı dört tekerlekli bir laboratuvar olan Experimental GT’nin seri üretimi asla planlanmamıştı. Ancak basın ve halkta yarattığı sansasyon ile bu konsept sadece 3 yıl sonra gerçekliğe dönüştü. Opel, bu konuda bir ilkti. 1968 Opel GT, seri üretime giren Avrupalı ilk konsept otomobildi. Otomobil endüstrisi için bir rol model niteliği taşıyordu. Rüya bir spor otomobildi ve fiyatı makuldü.

     

  • Experimental GT

    Teknoloji

    Opel, tamamen kendi tasarım tesislerinde yaratılan bir konsept otomobilin yenilikçi gücünü gösteren ilk otomobil üreticisiydi. O zaman GT’yi tasarlayan Erhard Schnell, GT’yi şu şekilde ifade ediyor: “Hayranlık uyandıran tasarımı bir yana bu spor otomobil, ilk olarak gelişmiş aerodinamiğiyle insanları etkilemek için tasarlanmıştı,”. Ön farlar bile hava direncini azaltmak için gizlenmişti.

     

  • Experimental GT

    Dış Tasarım

    Experimental GT, o zamanın Corvette’lerinde yansıtılan tasarımlarda görülen, sıklıkla kola şişesi tasarımı olarak bilinen yeni bir tasarım stilini izliyordu. Açılabilir ön farlara sahip şık ön tasarımı, kapı bölümünde inceltilen bölmelerin, keskin bir şekilde ayrılan köşelere ve yuvarlak arka farlara akışı, Experimental GT’nin anahtar tasarım karakterlerini oluşturuyordu.

     

     

  • Experimental GT

    İç Tasarım

    Experimental GT’nin kokpiti, garip bir şekilde havadar ve işlevseldi. Tam bir gösterge grubu, etkileyici bir gösterge paneli üzerinde açma/kapama tuşlarıyla, etkileyici bir direksiyon simidi ve kısa vites topuzuyla vurgulanıyordu. Koltukların arkasında, sadece kapılardan erişilebilen bir parsel raf bulunuyordu. Bu parselin arkasında katlanabilir bir panel, bünyesinde yedek lastik ve lastik değiştirme ekipmanını bulunduruyordu.

     

     

Sonraki
Önceki
  • Opel CD

    Vizyon

    1969 Frankfurt Uluslararası Otomobil Fuarı’nın gözdesi Opel CD (Coupé Diplomat)’ydi. Opel Diplomat teknolojisini temel alan safkan bir Gran Turismo olan Elma Şekeri Kırmızısı CD, geleneksel kapılara kıyasla kanopi tarzı açılan bir kokpite sahipti. Opel tasarımcılarının yeteneğini ve tutkusunu yansıtan etkileyici bir konseptti. Birkaç yıl sonra diğer Avrupalı otomobil üreticileri de kendi konsept otomobillerini geliştirip halkın beğenisine sunmaya başladı.

     

     

  • Opel CD

    Teknoloji

    Opel CD, Charles M Jordan’ın kontrolü altında tasarlandı. Seraları andıran yekpare bir ön cama, yan pencerelere entegre kapılara sahipti ve hidrolik bir şekilde öne doğru kalkarak kabine erişim sunuyordu. Direksiyon mili ve simidi de öne doğru kalkıyordu. Bu konsept, daha da geliştirildi ve en nihayetinde düşük adette seri üretime geçti.

     

     

  • Opel CD

    Dış Tasarım

    Stil çalışması olarak tasarlanan ve kapsamlı rüzgâr tüneli çalışmalarında aerodinamiği Opel tasarım ekibi tarafından kusursuzlaştırılan Opel CD, otomobil tasarımında günümüzde norm olarak kabul ediliyor, fakat 1960’ların sonlarında oldukça yenilikçiydi. Açılan ön farlarıyla şık ön tasarım, görüşü engelleyen bir tavan sütunu bulunmayan çepeçevre ön cama kusursuz bir şekilde akıyor.

     

     

  • Opel CD

    İç Tasarım

    Konforlu ve ferah iki koltuklu Coupé Diplomat, ince işçilik ürünü deri koltuklara sahipti. Direksiyon mili ve ona bağlı gösterge paneliyle pedallar, en ideal ergonomi sunması için tamamen ayarlanabilir olma özelliğine sahipti. Bu tasarım çalışmasında ergonomiye önem gösterildiği kadar rahatlık da odak noktasıydı. Şık orta konsolda kolay erişilebilir bir konumda fütüristik araç telefonu bile bulunuyordu.

Sonraki
Önceki
  • Opel GT2

    Vizyon

    1975 yılında Opel GT2, Uluslararası Frankfurt Otomobil Fuarı’nda kama şekli ve kayar kapılarıyla ziyaretçileri kendine hayran bıraktı. Yakıt tüketimi, güvenlik, iç alan ve aerodinamik konularında daha fazla verimlilik sunan yeni ve akılcı bir konsept araç akımını tanıtıyordu. 1973 yılındaki petrol krizi, dikkati bir kez daha bu konulara çekti. Experimental GT ve Opel CD konsept çalışmalarında Opel’in öncülüğü ve başarısı, GT2’de sonuna kadar kullanıldı.

     

     

  • Opel GT2

    Teknoloji

    1975’teki IAA’da gösterilen Opel GT2 konsept otomobili, Manta / Ascona B şasilerini temel alıyordu. İki koltuklu bu coupé otomobil 4 silindirli 1.9 OHC motoruna ve 0.326’lık bir sürtünme katsayısına sahipti. Bu rakam, Experimental GT’den %16 daha iyiydi. Jantlar bile aerodinamik anlamda geliştirilmiş, verimliliği artırmak için arka jantların yanları belirli bir ölçüde kapatılmıştı.

     

     

  • Opel GT2

    Dış Tasarım

    İlk bakışta bu şık kama formu ve daha geride konumlandırılan ön farlar, ona fütüristik bir izlenim kazandırıyordu. Ancak fuarda en çok ilgi çeken noktasıyla gözle görülür rayları olmayan ve kayarak açılan kapılardı. Açılma mekanizması, yan ayna yuvasında bulunuyordu. Gövde tamamen sac metalden yapılmıştı, ama plastik kullanımı daha sonraki üretim versiyonu için planlanıyordu.

  • Opel GT2

    İç Tasarım

    İç tasarım da zamanının ötesindeydi. Çanak koltuklar, tekil plastik köpük bileşenlerden yapılmıştı. Kokpit dijtal göstergelerin bulunduğu değişken modüllerden oluşuyordu ve bir yol bilgisayarı bulunuyordu.

     

     

Sonraki
Önceki
  • Tech 1

    Vizyon

    TECH 1 araştırma aracı, 1981 yılında IAA’da büyük ses getiren ileri geliştirme konseptiydi. Bu mühendislik çalışması, aerodinamikler alanında Opel’in öncü rolünü gösterme amacı taşıyordu. Bu deney aracı, 0.235’lik bir sürtünme katsayısıyla dünya rekoru kırdı. İşlevsellik ve özellikler de konuya dâhil olunca bu dört kapılı otomobil, pratikte kapsamlı bir şekilde otomobil gelişiminin geleceğini belirledi.

     

     

  • TECH 1

    Teknoloji

    Daha düşük yakıt tüketimi, daha fazla ekonomik verim, çok yönlülük ve pratik çözümler… TECH 1 için Opel tasarımcıları ve mühendisleri bu hedefleri koymuştu, çünkü fizik yasaları göz ardı edilemezdi ve aerodinamikler, yakıt tüketiminden maksimum verim elde etmek için daima anahtar bir faktör olmaya devam edecekti. TECH 1, türbülansı önleyip yakıt tüketiminde maksimum verimlilik sağlayan mükemmel aerodinamiğe sahipti.

     

     

  • Tech 1

    Dış Tasarım

    Ön tasarımı ve akan hatlarıyla 5 sene sonra 1986’da üretime giren ilk Omega nesline ilham veren TECH 1, 0.235’lik sürtünme katsayısıyla aerodinamik bir başarıya imza attı. Dış gövdesi, bilgisayarlar yardımıyla rüzgâr tünelinde tasarlandı. Hava, özel tasarlanan gövdesinden süzüldüğü için yanlarda hava girdabı oluşması önleniyordu.

  • Tech 1

    İç Tasarım

    İç tasarımı da bir o kadar çığır açıyordu. Elektronik dijital göstergeler, elektronik dokunmatik tuşlar, gaz, fren ve debriyaj işlevleri dışında her şeyi kontrol edebiliyordu. İçeride ise sürücü ve yolcuları, gelişmiş bir soğutma ve havalandırma sistemine ek olarak oturma konforu ve rahatlık ile ayrıcalıklı bir konfor bekliyordu.

     

     

Sonraki
Önceki
  • Opel Junior

    Vizyon

    1983 yılındaki Frankfurt Uluslararası Otomobil Fuarı’nda Opel, Junior konsept otomobilini tanıttı. Bir yıl önce lanse edilen ilk nesil Corsa’dan bile daha kısaydı. Geçmişi düşünerek Junior’ın, şu anki kişiselleştirme şampiyonu ve şık şehirli otomobil ADAM’ın temelini oluşturduğunu söyleyebiliriz. Junior, genç sürücüleri, kadınları ve gelişen şehir bölgelerindeki kişilerin bulunduğu yeni müşterileri hedefliyordu. Amacı, onlara kişisel ve makul bir mobilite sunmaktı.

     

     

  • Opel Junior

    Teknoloji

    3 kapılı kompakt Junior, yeni aerodinamik standartlar belirledi. Eğimli burnu, aerodinamik bir bölme içinde bulunan gizli ön cam sileceği gibi ince detaylar, 0.31’lik bir sürtünme katsayısı elde edilmesine yardımcı oldu. Yatay konumlandırılan 1.2 litrelik motoru, hafif yapılı kompakt bağlantılı arka süspansiyonu ve 650 kilogramlık yüksüz ağırlığıyla Junior, üstün bir yakıt verimliliği sunuyordu.

     

     

  • Opel Junior

    Dış Tasarım

    Junior, ikinci Corsa neslinin şekline ilham verdi. Tasarım son derece yuvarlak ve temizdi. Tek fark, sarı gövdeden alt plastik bölüme geçişteki yatay çizgiydi. Arka tasarım, aracın genel tasarımında olduğu gibi son derece basitti ve arka farlar için sadece dört tane yatay bar bulunuyordu. Junior, markayla ilişkilendirebileceğimiz bir değişkenliği gösteriyordu: Junior, cam tavanlı ya da üstü açık olarak tercih edilebiliyordu.

     

     

  • Opel Junior

    İç Tasarım

    İç tasarım neşeli, canlı ve işlevseldi. Kolay değiştirilebilir göstergeler, vizyoner bir navigasyon sistemi, uyku tulumlarına dönüşen değiştirilebilir koltuk kılıfları, sökülebilir bir kasetçalar ve kamp veya piknik için hoparlörler gibi bir dizi akıllı fikirlerle doluydu. Düz gösterge paneli, sökülüp takılabilen tekdüze kare modüllerden oluşuyordu. Bu yüzden sürücüye, kendi düzenini seçme esnekliği ve zaman ilerledikçe göstergeleri geliştirme seçeneği sunuluyordu.

     

Sonraki
Önceki
  • G90

    Vizyon

    Gelecek yıllar için yeni ve daha katı Avrupa emisyon standartları açıklandığında Opel İleri Mühendislik ve Tasarım departmanları, daha temiz bir kompakt otomobilin gelecekte nasıl görüneceği üzerinde zaten çalışıyordu. 1990 yılındaki Frankfurt Uluslararası Otomobil Fuarı’nda Opel, aşırı düşük emisyonlu G90 konsept otomobilini sundu. Bu ismi seçmişlerdi, çünkü 60 HP’lik benzinli motor, kilometrede sadece 90 gram karbondioksit salınımında bulunuyordu. MVEG standartlarına göre yakıt tüketimiyse 100 kilometrede sadece 3.88 litreydi!

     

     

  • G90

    Teknoloji

    Geniş dört koltuklu bu otomobil için sıra dışı derecede düşük yakıt tüketimi, ağırlıktan tasarruf sağlayan malzemeler ve 0.22 Cd’lik etkileyici bir sürtünme katsayısı sayesinde elde edildi. G90, sadece 750 kilogram ağırlığındaydı. Güç ünitesi ise Corsa’nın son derece verimli, üç silindirli ECOTEC motoruydu. Bu konsept otomobilde 12 valfli motor, 44 kW (60 HP) güç ve 2800 devirde 85 Nm tork sunuyordu.

     

     

  • G90

    Dış Tasarım

    G90’ın hatları, Opel’in gelecek tasarım diline dair bir izlenim veriyordu. Bu kişisel çalışma, pencerelerin altındaki kıvrım, güçlü tekerlek kemerleri ve V şekilli radyatör ızgarasıyla büyük Opel logosu gibi özellikler kolaylıkla tanınan Opel tasarım ipuçlarıydı. Ayrıca Opel’in gelecekteki modellerinde kullanacağı stili gösteriyordu. Eğimi artırılan ve başı yükseltilen motor kapağı ve ön farlarda LED teknolojisi gizi özelliklerle iyice destekleniyordu.

     

  • G90

    İç Tasarım

    Yenilikçi fikirler, aynı zamanda yolcu bölümünü de kapsıyordu. Dış tasarımda olduğu gibi iç tasarımda da “Ne kadar az, o kadar iyi,” fikri yol göstermişti. Araç sadece hafif yapısıyla daha düşük yakıt tüketimine sahip olduğu kadar değil, aynı zamanda fark edilir ölçüde daha az tuş ve anahtara sahipti. T şekilli teknoloji bölmesi, ses ve cep telefonu modülü, iklim kontrolü sistemi ve ergonomik konumlandırılan 5” ekranıyla navigasyon sistemini içeriyordu.

     

     

Sonraki
Önceki
  • Frogster

    Vizyon

    2001 yılında Opel, küçük otomobil kurallarına Frogster ile meydan okudu. Geleneksel bir tavanı yoktu. Aksine, elektrikli kontrole sahip bir güneşliği bulunuyordu. Her biri katlanabilen dört koltuğuyla sürücü, Frogster’ı bir roadster’a, convertible’a ya da bir pick-up’a dönüştürebiliyordu. İkinci bir önemli yenilik ise, doğrudan göstergeye bağlanabilen küçük bir bilgisayardı. Bu PDA, sadece elektronik bir yardımcı olmaktan ziyade aynı zamanda kablosuz bir araç anahtarıydı.

     

     

  • Frogster

    Teknoloji

    Çıkarılabilir bu PDA, Frogster’ını ceketine veya cebine koyma imkânı veriyordu. Daha genç nesiller için bu sadece “cool” bir özellik değil, aynı zamanda da pratik. Müzik, MP3 formatında depolanabiliyor ve dâhili stereo müzik sistemiyle oynatılabiliyor. Mobil yol bilgisayarı sadece müzik oynatmaktan fazlasını yapıyordu. Kapıları açıp kapatabiliyor, güneşliğin konumunu tamamen PDA’yi bir uzaktan kumanda olarak kullanıp değiştirebiliyordunuz.

  • Frogster

    Dış Tasarım

    Bu yeşil ve canlı şehir otomobilinin şaşırtıcı ve en belirgin ilk özelliği, hiç şüphesiz tavan ve bagaj kapağının yerine geçen güneşliğiydi. Plastik bağlantı yuvalarıyla bağlanan güçlü alüminyum profillerinden yapılmıştı, bu sayede hem gürültü çıkarmıyordu hem de su geçirmiyordu.

  • Frogster

    İç Tasarım

    Hava geçirmeyen tasarımı, içeride de devam ediyor. Elektrikli ayarlanabilir koltuklar için sörf kıyafetlerinde kullanılan neopreni fazlasıyla andıran bir malzeme seçilmişti. Ön koltuklar arasında neopren bir raya, cep telefonunuzu koyabiliyordunuz. Bu malzemenin avantajı basit. Arada yağmur yağsa ve tavan açık olsa bile araçta herhangi bir hasar oluşmuyordu.

     

Sonraki
Önceki
  • Insignia Concept

    Vizyon

    2003 yılında düzenlenen Frankfurt Uluslararası Otomobil Fuarı’nda Opel, Insignia Konsept isimli tümüyle yeni bir konsept araç tanıttı. Tasarım dili o kadar etkileyiciydi ki onu takip eden üretim versiyonları da Insignia Konsept’ten ilham aldı. İyi dengelenmiş oranları ve sürekli artan şıklıkta dinamik çizgileriyle Insignia, Opel’in yeni tasarım dilinin büyük bir otomobile nasıl uyarlanabileceğini başarıyla gösterdi. Bu büyük başarı, Opel Insignia’nın 2009 Yılın Otomobil’i seçilmesiyle kanıtlandı.

  • Insignia Concept

    Teknoloji

    Insignia Konsept, kapsamlı LED aydınlatmalar ve eşsiz pantograf tasarımlı açılan kapılar ve bagaj kapağı gibi sayılı yenilikler tanıttı. Kapı kolunda gizli tuşa basarak kapılar arkaya doğru kayıyor ve yenilikçi pantograf stiliyle açılıyordu. Insignia Konsept gücünü, 344 HP’lik alüminyum V8 Corvette motorundan alıyordu; 250 km/saat azami hıza sahipti (elektronik olarak sınırlandırılmış) ve 0’dan 100 km’ye 6 saniyeden daha kısa bir sürede ulaşabiliyordu.

     

  • Insignia Concept

    Dış Tasarım

    Etkileyici radyatör ızgarası, Opel’in geleneğinin daima bir parçası olmuş büyük otomobilleri andıran üç boyutlu bir formda, marka logosunu gururla taşıyordu. Geleneksel bir sedan hatlarından uzaklaşma, uzun kaput ve süzülen A sütunları, içeriye doğru kıvrılan ön ve arka tasarım gibi coupé stiline sahip gövde çizgileri ve tasarım detaylarında belirgin bir şekilde öne çıkıyordu. Geniş duruşu ise Insignia’nın dinamizmine daha fazla vurgu yapıyordu.

     

     

  • Insignia Concept

    İç Tasarım

    Insignia Konsept, Zafira’daki tamamen sökülebilen üçüncü sıra koltuklar ve Meriva ile Signum’da farklı konfigürasyonlara izin veren FlexSpace sistemleri gibi Opel’deki uzun iç tasarım yenilikleri geleneğini devam ettirdi. Insignia tasarım çalışması, tünelin ortasındaki bölümün arkadaki tekli iki koltuğu ayıran bir bagaj zeminine doğru kaydırılmasıyla, onu 5 koltuklu bir otomobile dönüştüren, gizli bir katlanmış ve elektrikli bir şekilde yüksek konuma getirilebilen koltuğu bünyesinde barındırıyordu.

     

     

Sonraki
Önceki
  • Opel Flextreme

    Vizyon

    2007’deki IAA çalışması Opel Flextreme Konsept, yenilikçi E-Flex mimarisiyle elektrikli itiş sistemlerinin geliştirilmesinde kilometre taşı niteliğindeydi. Verimliliği geliştirmek ve daha temiz güç sistemleri keşfetmek adına sürekli arayışta olduğumuz için yeni konsept otomobillerimiz de elektrikli mobilite üzerine odaklanıyor. Flextreme Konsept’in tasarım ve teknolojisi, 2011 yılında lanse edilen ve 2012 Yılın Otomobili seçilmiş Opel Ampera’ya ilham verdi.

     

     

  • Opel Flextreme

    Teknoloji

    Fikir, insanların sadece aracın lityum-iyon bataryasıyla 55 km’lik bir menzile kadar sıfır emisyon ile seyahat edebilmesiydi. Ardından küçük bir dizel motor devreye girerek elektrik üretiyor, aracın menzilini durmaksızın yüzlerce kilometre daha uzatabiliyordu. Flextreme’in elektrikli itiş gücü mimarisi, kargo bölmesinde Segway gibi elektrikli scootlerların sabitlenip şarj edilebilmesine de olanak veriyordu.

     

     

  • Opel Flextreme

    Dış Tasarım

    Flextreme gövdesinin ana karakteri, daha heykelsi yüzeyler, dar ve bumerang şekilli ön farlar, profilden bakıldığında eğimli çizgiler gibi Opel tasarım dilinin yeni bileşenlerini öne çıkarıyordu. Bumerang tasarımlı ön farlar daha sonra Ampera ve Zafira Tourer’da kullanıldı. FlexDoors® özelliği ise şimdiye kadar pek çok ödül almış 2011 Opel Meriva’da seri üretime geçti.

  • Opel Flextreme

    İç Tasarım

    Flextreme’in iç tasarımında petek şeklinde hafif ve çok sağlam yapılar kullanıldı. Yan aynalar yerine kameralara yer verildi. Büyük panoramik ekranın görüş açısı ayarlanabiliyordu ve aracın her yönünü gösterebiliyordu. İkinci bir dokunmatik ekran orta konsolda bulunuyordu. Tuşlar programlanabiliyor ve ayarlanabiliyordu. Bu özellik de günümüzde IntelliLink teknolojisi olarak yer aldı.

Sonraki
Önceki
  • RAK e

    Vizyon

    RAK e, elektrikli mobilitede yeni bir sayfa açtı ve Opel’in alternatif itiş güçlerindeki öncü rolünü bir adım öteye taşıdı. Genç kişileri hedefleyen bu otomobil, 100 kilometrede 1 Euro gibi en düşük enerji maliyetleri ve saatte 120 km’lik maksimum hızıyla, Fritz von Opel’in öncü ruhunu ve onun devrim niteliğindeki roket güdümlü otomobilini anımsatıyordu. 1928’de RAK 2, şirketin kurucusu Adam Opel’in torununu, 228 km/saat hıza çıkarmıştı.

     

     

  • RAK e

    Teknoloji

    Akaryakıt fiyatlarının tavan yaptığı ve sokakların kalabalıklaşarak sürüş keyfini günden güne azalttığı bir çağda Opel RAK e, bir yıldız gibi parladı. Sadece 1 Euro’ya 100 kilometre mesafe katedebildiğinizi düşünün. Üstelik bunu şık ve savaş uçağına benzeyen şekliyle, istediğiniz her yere park edebileceğiniz ve hiçbir şekilde çevreyi kirletmediğiniz şekilde yapabilirsiniz. Opel RAK e’nin arkasındaki düşünce buydu. Ampera’nın lityum-iyon batarya teknolojisi, bunu başarmak için başlangıç noktası olarak kullanıldı.

  • RAK e

    Dış Tasarım

    Aerodinamik olduğu kadar kaslı ve dengeli Opel RAK e, şehirde elektrikli mobiliteye düşük maliyetler getiriyor. Gövde, tamamen geri dönüştürülebilir sentetik malzemeden üretildi. Şık ve karartılmış kanopiyle savaş uçağı teması tüm tasarımda devam ediyor. Bu kanopi öne doğru kalkarak iki tandem koltuğa erişim sağlıyor ve savaş uçaklarını andırıyor. Göze çarpan rengi, kontrast sağlayan tavanı ve fütüristik LED aydınlatmalarıyla bu otomobil eşsiz bir görünüşe sahip.

     

     

  • RAK e

    İç Tasarım

    Tandem iki koltuklu yolcu bölümü, planörleri andırıyor. Büyük kokpit kanopisi sürücüye ve yolcuya olağanüstü bir görüş imkanı sunarken geniş alan hissi uyandırıyor. Ön koltuk, direksiyon mili ve kol dayama destekleri kolay erişim sağlamak için öne doğru eğiliyor. Akıllı telefon üzerinden uzaktan kumanda, bu eylemi görsel olarak geliştiriyor. Pedallar ve direksiyon simidi, sürücüye göre ayarlanabiliyor.

Sonraki
Önceki
  • Opel Monza Concept

    Vizyon

    Monza Konsept, Opel müşterilerine gelecekte onları nelerin bekleyeceğini gösteriyor. Yeni nesil Opel modellerinde iki büyük konu üzerine yoğunlaşıyor: Verimlilik ve bağlantı seçenekleri. Bu konsept, altyapısı ve malzeme kullanımıyla olduğu kadar aerodinamiği ve güç aktarım organları çözümleriyle olağanüstü verimliliği gözler önüne seriyor. Ayrıca bağlantı seçenekleri konusunda çığır açan çözümler sunuyor.

     

     

  • Opel Monza Concept

    Teknoloji

    Opel modellerinin sportif çekiciliği, ayrılmaz bir biçimde daima işlevsellikle bütünleşik bir haldedir, bu yüzden Monza Konsept de özgün tasarıma sahip Opel Monza Coupé’ye olan bağlılığını gösteriyor. Ayrıca şık ve dinamik stilini, sürücü ve yolcular için işlevsel çözümlerle birleştiriyor. 1978 yılında lanse edilen Monza pazarda dijital gösterge ekranına sahip ilk otomobildi ve Monza Konsept de bu yenilikçi temayı sürdürüyor.

     

     

  • Opel Monza Concept

    Dış Tasarım

    Genel olarak Monza Konsept, hafif ve atletik bir görünüşe sahip. Opel’in artırılmış verimlilik arayışını görsel olarak ifade edebilmek için bu tasarım çalışması, Opel’in “Heykelsi tasarım, Alman mükemmeliyetçiliğiyle buluştu,” tasarım felsefesini, saf kas gücü yerine daha keskin bir atletizm duygusu veren gövde çizgileriyle sunuyor. Akıcı çizgilere sahip alçak duruş, açık çizgilere sahip kaput ve nefes kesen ön farlar, Monza Konsept’e gelişmiş bir kendine güven duygusu veriyor.

     

  • Opel Monza Concept

    İç Tasarım

    Opel CEO’su Dr. Karl-Thomas Neumann Monza Konsept’i şu sözleriyle açıklıyor: “Opel Monza Konsept ile otomobilin geleceğini bugünden gerçekleştiriyoruz. İç tasarımı ve özellikle de trend yaratan teknolojilerinin sürüş deneyimini nasıl değiştireceği hakkında detaya pek fazla girmeyeceğim; ama hangi açıdan bakarsanız bakın yenilikçi gövde tasarımı ve kusursuz oranları dikkat çekiyor.”

     

Sonraki
  • Opel Monza Konsept

    Tasarım

  • Opel Monza Konsept

    Tasarım

Enlarge

Gurur veren yenilikler geleneği.

Frankfurt Uluslararası Otomobil Fuarı’nda nefes kesen Monza Konsept’in dünya prömiyeri, Opel’in vizyoner IAA çalışmaları doğrultusunda ortaya koyduğu en son tasarım. Oldukça eski ve gurur veren bir geleneği devam ettiriyor. 1965 yılında Opel, Experimental GT modeliyle bir tasarım çalışmasını IAA’da halka sunan Avrupalı ilk otomobil üreticisiydi. O zamandan beridir bu konsept otomobil kültürünü, yeni nesil seri üretim otomobillerimizin vizyoner prototipleri olarak geliştirmeye devam ediyoruz. Bu çalışmalarda çığır açan teknolojiler tanıtarak insanlara gelecekte onları bekleyen yenilikleri anlatıyoruz. Opel Monza Konsept ise Opel’in gelecek vizyonunu temsil ediyor şu temel değerleri yansıtıyor: Büyüleyen tasarımı ve günlük kullanıma uygun yenilikleriyle birleşen Alman mühendisliği ve hassasiyeti. Bu otomobil, Opel’in yeni nesil modellerinde uzun vadede bir etkiye sahip olacak. İlerleyen sayfalarda, son 50 yılda Frankfurt Uluslararası Otomobil Fuarı’nda konsept araçlarımıza ait yaptığımız dünya prömiyerlerine daha yakından bakacak ve o zaman yaşattığı heyecanı tadacaksınız.

  • IAA 2013